ANASAYFA SİTEDE ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE İLETİŞİM

HABER ARA


Gelişmiş Arama

GALERİ

EN ÇOK OKUNANLAR

irangercegi.com

SİTEMİZE ZİYARETLER!

Aktif Ziyaretçi: 1

Toplam Tekil: 422364835
Toplam Çoğul: 649844637
Ayet Uyduranlara dikkat! Mustafa Karataş'a cevap

Ayet Uyduranlara dikkat! Mustafa Karataş'a cevap

Tarih 01 Ekim 2018, 08:27 Editör Yönetici

Ayet Uyduranlara dikkat! Mustafa Karataş'a cevap

Besmele, hamd ve salat-u selamdan sonra…

Şartlar ve zemin hazırlandı… Düğmeye basıldı… Birileri artık ayet uydurmaya başladılar… Hadis uydurma iddialarının gürültüsü ve gölgesi şalıyla ayet uydurmalarını örtüyorlar… Bu yazımızda uyanık geçinen iki ilim ve Ehl-i Sünnet düşmanı yobaz vatandaşımızın sözlerini ele alacağız. Haddizatında değmese de saf zihinlerin fesadına dalga kıran olması emeliyle üzerlerinde bazı tahlillerde bulunacağız. Geniş dairede oynanan oyunun ne kadar sinsi ve tehlikeli olduğunun gün yüzüne çıkmasına yardımcı olmaya çalışacak, dar dairede de bir Karataş, bir de Koyuncu vatandaşımıza ait iki hezeyan üzerinde duracağız…

Ezcümle ilim ve talebe düşmanı modern yobaz vatandaşlarımızdan biri bakın ne diyor:

“Şakirt yetiştiriyoruz diye eşkıya yetiştiren Fetö, bu milletin 40 yılını çaldı. Oyun değişti; talebe diyerek tâliban yetiştirenlere dikkat!..”

Biz de diyoruz ki:

Onun bu sözleri, birçok yanlıştan ve kronik bir zihniyet bozukluğundan doğmuştur:

Birincisi: Görünen o ki, bu vatandaş birçok mevzuda hemen hiçbir şeyi bilmediği yahut bildiğini hatalı bildiği gibi şu sözünü ettiği işin zamanını ve tarihini de bilmiyor. O yüzden tarihleri de haberleri de asılsızdır. Doğrusu, Fetö tarihi, şu -ellerine tutuşturulan bombanın gösterilen hedefe atılamadan patladığı son iki üç sene hesaba katılmazsa- kırk değil, elli senelik yani yarım asırlık bir tarihtir…

İkincisi: Vatandaşımız, verdiği bu haberinde yine doğruyu bilmiyor ve doğru haber vermiyor yahut bilerek yanlış konuşuyor. Öyle ki: Fetö, sanıldığı ve iddia edildiği gibi milletin elli senesini çalmadı. Eğer denildiği gibi çalmak fiili başkasının (koruma altındaki) malını gizlice almak ise burada asla çalmak diye bir şey yoktur. Aksine hâkim güçler tarafından varılmak üzere tayin edilen hedefler vardı. Karar verilmişti. Bu vatandaşın da o sözünü ettiği ve karalamak istediği talebe yetiştirme işinin hızı, hatta boğazı kesilecek, kökü kazınacaktı. Fetö bu büyük işin ihalesini kapan sırada bekleyen taşeronların belki de birincisiydi. İşte görülecek bu hizmet karşılığında bir ücret olarak Fetönün önü açılmıştı. Rüzgârlar arkasından estirilmişti. Bu suretle de Milletin bu elli senesi ona yaptığı bu hizmet karşılığında bir bedel olarak verilmiş idi. Sizin anlayacağınız Milletin yarım asrı bu hedef ve hizmetler mukabilinde bilerek ve kasten harcanmıştı; iddia edildiği gibi çalınmamıştı. Biraz daha açacak olursak… Tevhid-i Tedrisat, medreselere -Türkiye’nin bilhassa doğusunda- kâfi miktarda diş geçirememişti. Oysa onlar sistemin varlığı ve bekası için tamamen imha edilmeliydiler. Köklerini büsbütün kurutmak gerekiyordu… Onun için birçok tedbir yanında PKK gibi çok pahalıya mal olacağı kimileri tarafından başta bilinse de bazılarınca ancak sonradan görülecek ve anlaşılacak olan çok derin bir resmi proje devreye sokulmuştu. Ancak iş hiçbir şekilde şansa ve oluruna bırakılamazdı. Hedef başka cephelerden de ateş altına alınmalıydı. Muamelenin âciliyeti vardı. Daha da hızlandırılmalıydı. Hulâsa medreselerin, hatta Kuran kurslarının önlerinde derin hendekler kazılmalı, uçurumlar açılmalıydı. Eskiden acemice yapıldığı gibi kapılarına kilit vurma yerine yolları kesilmeliydi. Müslümanların oralara olan iltifatına ve akışına bir şekilde külliyen mani olunmalıydı. Kilit vurma işi, çarelerin tükendiği zaman baş vurulacak en son çare olmalıydı… Bu baptaki belki de en köklü çare sivil kamuflajlı modern kolejler, liseler ve üniversiteler olabilirdi. O halde bu eğitim ve öğretim müesseseleri silsilesi projesi derhal ve son sürat çizilip inşa edilmeliydi. Bütün bunlar, -hedef alınanlarda rastlanabilecek muhtemel dikkatleri dağıtmak, uyanık olmaması icap edenleri uyutmak ve yapılabilecek itirazların önünü önceden almak için- namazlılara ve oruçlulara yaptırılmalıydı… Nitekim bu mühim proje ustaca hayata geçirilmişti. Bilhassa uyumaması gerekenler, güçlü narkozlarla çok derin uykulara daldırılıp bir çırpıda bu iş icra edilmişti. Ancak çoğu zaman her şey istenildiği gibi olmuyordu. Kullanılmaya elverişli olan karakter sahipleri istidat ve alışkanlıkları muktezası diğer yandan daha kârlı olduğuna inandıkları başka ondan büyük işbirliklerine girebiliyorlardı… Yahut biraz da kendi şahıslarına ve zümrelerine hizmet gibi kaçamaklar yapabiliyorlardı. Neden hali hazırdaki patronların da patronu olanlarla iş tutmasınlar idi? Ne için bir parça da olsa kendilerine dahi hizmet etmesinler idi?. Bu kabiliyet ve istidat iki tarafı da keskin olan bir pala gibiydi… Hâsılı hedefe varılınca yahut iş dediğimiz gibi başka yanlardan zararlı bir hal alınca tadilata gidilme ihtiyacı doğmuştu. Nihayet plan sonlandırılmalıydı. Nitekim öyle de yapılmıştı. Artık merhum Taşçı Nevzat’ın da değişik vesilelerle sık sık tekrarladığı gibi harç bitti, yapı paydos denilmeye başlanmıştı. Bu yok edilmesi hedeflenen medreselerin aslına uyacak bir şekilde ihya edilmesine göz yummak, hele hele ayakta kalmalarına ve devam etmelerine yardım etmek, sözü geçen projeye hiç mi hiç uymazdı. Gereken gerektiği gibi yapılmıştı. Ama unutulan bir şey vardı. Allah’ın hesabı…

Bütün bunlardan dolayı talebe düşmanı vatandaşımızın iddiası bir aldatmacadan ve kandırmacadan ibarettir. Değilse, hiçbir surette zan mertebesinde bile olamayacak vehimlere ve yakıştırmalara dayanmaktadır.

Üçüncüsü: Onun çamur atmaya çalıştığı mevcut talebe yetiştirme -nüfusun umumuna nispetle nerdeyse yok denecek miktarda az da olsa- şüphesiz ki bereket ve rahmet olarak çok büyük bir iştir. İyi bilinmelidir ki: Bu tedrisat -kimilerinin ifadesiyle- köprü altı eğitimmahsulü ve taraftarı köprü altı oğlanı bazı vatandaşların zan ve iddia ettikleri gibi asla merdiven altı eğitim değildir… Şimdilerde bazı resmi şahsiyetler -daha önce başkalarından duyduğumuz- bu tabiri, kimlere ait ve ne demek olduğunu bilir bilmez telaffuz etmelerini kendilerine ne yazık ki yakıştırabilmektedirler… Hâlbuki medrese tedrisatı -amiyane ifadeyle çakmaları bir yana konulacak olursa- İslâm’ın kendi pak kanallarından gelen saf ve berrak suyun Müminlere asli safiyetiyle ulaştırılma ameliyesinden başka bir şey değildir. Bu müesseseler şu pak suya oryantalizmin ve küfür sistemlerinin lağımlarından akan pislikleri, süzülen pis suları karıştırmadan bu milletin evladına ulaştırıldığı hayat pınarlarıdır. Sözün kısası bu tedrisat, Milletin kendi şahsına ait kendi öz ilim tahsilini yahut talim ve terbiyesini yapmaktır. Kimilerini rahatsız edip karınlarını ağrıtan da galiba işin bu yanıdır…

Dördüncüsü: “Fetö”ye yapılan bu elli senelik resmi koruma, kollama ve yardım, aslında derin projedeki ve sistemdeki tıkanıklığı izale maksadıyla yüklenilen çok pahalı ve haddinden ziyade büyük bir yatırımdı. Bu, hedeflenen dünyevileşmeyi ve dinden uzaklaşmayı hayli hızlandıracaktı. Vatandaşımız gibi başka birçokları tarafından da bu noktada görülen zayıflığı, ihmalleri ve noksanlığı iyice telafi etmek içindi. Bu da en iyisi maktulün cesedini katile kaldırtmakla tahakkuk ettirilmeliydi. İhmaller neticesi kaybedilen mevziler, bu işin failleri, yahut onların takipçileri olarak  görülenlerin bizzat kendi elleriyle geri alınmalıydı… Aynen öyle yapıldı… Dolayısıyla da artık yardımcı kuvvete hacet kalmadığı düşüncesiyle sözü edilen yardım gücünün tasfiyesine lüzum görüldü.

Beşincisi: Bu pis oyunun piyonlarının oyunlarının bozulmasının bizce en mühim yolu her türlü özentiden uzak şahsiyetli ve yerli tedrisat işidir. O yüzden tedrisat bir oyun olarak gösterilmeye çalışılıyor. Bütün bu gayret ve koşuşturmalar yine şu oyunun mühim bir parçasıdır. Onun içinde oynanmaya çalışılan başka bir kirli oyundur. Kısa ifadesiyle kendioyunlarının -üzerine bir şal atılarak- örtülmesi oyunu…

Altıncısı: Burada kullanılan tâliban kelimesi aslında talebeler manasında ise de günümüzde memleketlerini istila etmeye çalışan haçlı işgalcilere karşı başlatılan bir kıyamın has is