Soru:
Selamun aleyküm hocam. Eşim sizi son zamanlarda youtube den devamlı dinledi ve sohbetlerinize birkaç sefer katıldı. Fakat birkaç hafta önce başka bir hocanın tavsiyesi ile Mustafa İslamoğlu'nu dinlemeye ve okumaya başladı. Bu durumu yorumlayacak bilgiye sahip degilim o yüzden düşünceli ve tedirginim. Siz Mustafa İslamoglu hakkında ne düşünüyorsunuz. Ve bu durumda bana tavsiyeniz olur mu?
Cevap:
Aleyküm selam ve rahmetullah
Malesef eşiniz çok kötü bir tuzağa düşmüş. Kendisine bu ülkenin gördüğü en kötü hocalardan biri tavsiye edilmiş. Kim bilir, ballandıra ballandıra anlatılan uyuşturucular gibi, nasıl da yaldızlayarak anlatmışlardır bu şahsı!
Eşinizin okuduğu kitaplar veba yayar ve kanserlidir. (Hem veba, hem kanser!)
Bu sahıs, Şia ideolojisinin ve mason Abduh ve Afgani'nin reformist aklının (akılsızlığının) Türkiye'de yayılması için uğraş gösteren bir şahıstır.
Kitaplarında, Efendimiz aleyhisselam'ı ve sahabesini tezyif eder ve faziletlerini inkar ederek iftiralarda bulunur. Örneğin, 'Üç Muhammed(!)' isimli kitabı, kıymetli Peygamberimiz ve dava arkadaşlarına kusmuklar saçar.
Özellikle Hazreti Ömer'e attığı 'ezanı değiştirdi(!)' iftirası ve 'Uhud'da savaştan en önce o kaçtı(!)' iftirası, içinde gizlediği Şia damarının bir tezahürüdür. (Şia'nın en sevmediği sahabi, müminlerin emiri hazreti Ömer'dir.)
Mezhep imamlarımıza attığı, 'Yahudilere meyletmişler(!)' iftirası, yukarıdaki hezeyanlarının yanında bir yel gibi kalır.
Ahmed bin Hanbel'e attığı, 'Müsned'inden zalim sultanlarla alakalı hadislerin tamamını kaldırmıştır(!)' iftirası ise, gözümüzün içine baka baka sizi kandırıyorum demek gibidir. Müsned orda, zalim sultanlarla alakalı hadisler de içinde duruyor. Açıp okuma zahmetine girmediği için, mezhepsiz bir adamın kitabında attığı bir yalanı sahipleniyor ve hayatta olmayan ve kendisini savunamayacak olan bir müctehide, teraziden, hesaptan hiç korkmadan iftira edebiliyor. (Mahşer günü, iftiralarla karalamaya çalıştığı bu sahabelerle ve bu imamlarla gerçekleşecek olan kul hakkı yüzleşmesini, Allah bu dervişe de göstersin.)
Bu şahsın, kabir azabına inanmadığını biliyorum, ama daha kötüsü, teraziye ve Mizâna inanıyor gibi de görünmüyor! (Bu denli kolayca iftira atabildiğine göre...)
Kendisine sultanlarla alakalı bu hadisler gösterilince, konuyu başka bir mecraya çekip kıvırarak, laf cambazlığı ile sıvışmaya çalışıyor.
Kibri ve egosu o nisbette büyümüş ki, ne geri adım atabiliyor, ne tövbe edip 'yanılmışım' diyebiliyor.
Kadınların, muayyen hallerinde camiye girebileceğini(!) iddia etmesine ve o günlerde oruç tutabileceğini(!) uydurmasına hiç girmiyorum.
Akıllı bir insan, sırf kitapları daha fazla satsın diye, (semenen kaliylen) küçük bir dünya menfaati karşılığında ahiretinden nasıl bu kadar kolay vazgeçebilir ve 1400 yıllık müktesebâtın işine gelmeyen büyük bir kısmını nasıl yok sayabilir? Altın kaseyi kerpiç kaseyle takas etmek böyle birşey olsa gerek.
Hadis inkarcıları, şeytanın yâverleri!
Mealizm dininin sahte peygamberleri!
Kankası Abdülaziz Bayındır'ın, Ebubekir Sifil ve İhsan Şenocak hocalar karşısında, yaptığı münazaralardan aldığı 8-1 ve 6-0 lık tarihi hezimetler sonrasında, bu iki hocanın ve Ahmed hocanın münazara davetlerinin hepsinden kaçmasını normal karşılıyorum.
Çünkü, hakkın karşısında bâtılı savunmak zordur. Hile ister. Musa'nın karşısındaki büyücüler gibi, ipleri yılan diye bize yutturmaları gerekiyor.
Bence yanına Abdülaziz Bayındır ve beyaz atlı prensi Mehmet Okuyanı da alıp, bu üç hocadan bir tanesinin karşısına çıkmalı. (Üçe tek! Belki bu şekilde biraz dengeden bahsedebiliriz!)
Lütfen eşinize, 'Hazreti Ömer'e iftira eden Şia sevdalısı hoca!' ve 'Boşuna salavât getirmeyin! (Buhari - Müslim'e kin kusan sapık hoca!)' videolarımızı izletin. Bu tahrifçilere biraz değindim.
Kendisine bu yazdıklarımı da okutun. İnşaallah, bu kanser çok yayılmadan ciddi bir kemoterapi ile damarlarından sökülüp atılır. Yardım ve hidayet Allah'tandır.
Ayrıca, eşinize, bu sünnet düşmanı adamı tavsiye eden kişi her kim ise, kocanızın düşmanı oldugunu ve ona daha büyük bir kötülük yapamayacağını da bilin.
Bu kadar Ehli Sünnet hoca varken, yeni bir din(!) getirmek isteyen böyle reformistlere nasıl yönelir insan, ben şaşırıyorum?
Bizim dinimiz 1400 yıllık bir dindir.
Arkeolojik kazılarda keşfedilmiş 90 yıllık yeni bir din(!) getiren kişi, kim olursa olsun ona inanmayın!
Hristiyanlar ve Yahudiler gibi bu dini tahriş ve tahrif etmek istiyor demektir. Süslü kelimelerine ve ağızlarının içinde dillerini yuvarlamalarına aldanmayın!
14 asırlık İslam ağacını yıkmak istiyor, bozmak istiyor.
Allah'ın izniyle biz burdayız; Dokunamazlar bile...
Çünkü, "Ona ancak temizlenenler dokunabilir." (Vâkıa 79)
Kerem Önder
Bu haber 17499 defa okunmuştur.