ANASAYFA SİTEDE ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE İLETİŞİM

HABER ARA


Gelişmiş Arama

GALERİ

irangercegi.com

SİTEMİZE ZİYARETLER!

Aktif Ziyaretçi: 2

Toplam Tekil: 250025957
Toplam Çoğul: 386413290
Erdal Sarızeybek ve Nakşibendilik çarpıtması

Erdal Sarızeybek ve Nakşibendilik çarpıtması

Tarih 05 Eylül 2015, 07:25 Editör Yönetici

Bilimsellikten ve milli-manevi değerlerden uzak, ön yargılarla dolu bir zihniyetin hezeyanları..

Emekli bir subay olan Erdal Sarızeybek üstüne vazife olmayarak, mensubu olduğu dinimize ve yaşadığı vatanımızın kutsal değerlerine "bilerek veya bilmeyerek" dezerfarmasyon çalışmasında etkin rol oynamaktadır. Dış güçlerin plan ve projeler dahilinde çeşitli unsurlar kullanarak uyguladığı sahneleri adeta gönüllülük esasına dayalı yapar gibi bir çaba ve gayret içerisinde..

En son Cemaat ve Barzani isimli kitabında da dış güçlerin yapmak istediği, hak tarikatları halk nezdinde gözden düşürme planlarına nasıl alet olduğu açıkça görülmektedir. Doğru bilgiler arasında yalan bilgiler ile bilimsellikten ve milli-manevi değerlerden uzak, tamamen ön yargılarla yazılmış bir kitap.

www.anti-siyonizm.com sitesinde bir yazıda bulunan ve Erdal Sarızeybek'e kısa bir cevapta içeren bölümü sizlere sunmak istiyoruz:

Günümüzde Tarikatlar

 Hak tarikatların azlığı malumdur, günümüzde birçok sahte tarikat ve yapılanmalar da mevcuttur. Bunların ortak yönü ise ehli sünnetin dışında itikat ve görüşlere sahip olmalarıdır. Bunların birçoğunu analiz edip incelemiş biri olarak bunları yazıyoruz. Gerektiği yerde ilim ehli hocalarımızla da istişareler yapıp bu yönde birçok araştırmalarımız olmaktadır.

 

Bir profesör büyüğümüzün güzel bir açıklaması vardı. İngilizlerin (İngiliz demişken İsrail ve AB-D faktörünü unutmayın) korkup çekindikleri iki maddeyi, Hac mevsimi ve hak tarikatlar olarak açıklıyordu. Hac mevsiminde İslam ülkelerinden Müslümanlar kutsal topraklarda bir araya gelip, İslam karşıtı akımlara, düşmanlara karşı fikir alışverişi yapardı, o yüzden birçok hac mevsiminde salgın hastalık vb. gibi haberleri gündeme getirmişlerdir. Dış mihraklar iletişimin ve teknolojinin yaygınlaşması ile bu madde üzerinde fazla durmamaktadırlar. Bu maddeyi onlarda teknoloji ve görsel iletişim alanına taşımışlardır..

 

Lakin, tarikatlar konusuna gelince, işte bu hususta dış mihraklar şunu iyi bilmekte; Osmanlı tarihi ve Çanakkale Kurtuluş savaşlarını incelediğinizde hak tarikatların bütünleştirici iman trafo merkezleri ve bireylerin manevi beslenme pınarı olduğunu iyi analiz ettikleri karşımıza çıkar. İşte bu berrak pınarları bulandırmak, kurutmak içinde planlarını bu yönde de uygulamaktadırlar.

 

Örneğin yakın bir zamanda ki sahte şeyhler Müslüm Gündüz, Ali Kalkancı vakalarını hatırlarsınız, bu sayede bütün hak tarikatları da aynı kefeye koyup, toptan tarikat karşıtlığı ile toplum gözünde hak tarikatları kötü göstermek için plan projeler sahneye koydular. Bir nevide başardılar. Bu olaydan bahsetmişken, olaylara şahit olmuş bir kardeşimizden dinlemiştik, bu olaylarda ki kendilerini paraya satmış İsrail-ABD bağlantılı muvazzaf askeri, istihbarat personellerin planlar ve projelerde rol aldıklarını duyduğumda şaşırmamıştım.. Bu ekiplerin de metafizikle iştigal ettiklerini ayrı not düşelim.. Devletin örtülü-örtüsüz ödenekleri ile devletine vatanına hainlik etmiş insanların portresidir bu.. Halen var mıdır? Bilen bilir.. Birde paralel devlet çıktı, dini istismar eden paralel dahi varsa, bahsettiğim konuda ki haklılık payı görmezlikten gelinemez..

 

Şunu söyleyim yeri gelmişken, bu paralel yapı, öyle bir yerde karşımıza çıkmıştı ki, İsrail adına ülkemizde büyük işler çeviren masonlarında dahil olduğu bir yapıyı resmen kurtarıp, kendi vatan evladımız bir il Emniyet Müdürüne çamur atıp önünü tıkamıştı... Neyse... Bu da bir şey mi, diğer haltlarının yanında.. 

 

 

***

 

          Evet, tasavvuf kısaca İslam'ın takvaca yaşanmasıdır. Bu yola giren her birey gayreti ve nasibince istifade eder. Herkesin bu kapılara giriş niyetleri farklı olabilir, güzel niyetlerin yanında, istihbarattan tutun maddi çıkar içinde gelenler olabilir, bu bireylerin kendi cüzzi hal ve durumlarıdır.

Günümüzde İslam’ın ve tasavvufun güzel bir şekilde yaşandığı ve yaşatılmasına vesile olan çok nadide bir pınar olan Adıyaman Kahta Menzil köyünde türbesi bulunan Şeyh Seyyid Muhammed Raşid Erol ks. Hazretleri "Eskiden tarikatlar evliya yetiştirme ocakları idi, şimdi ise günümüzde iman kurtarma kapıları oldu." sözü aslında günümüz hak tarikatlar bahsini özetlemeye yetiyor. Lakin, bunu ana kaide kabul edersek, istisnaları ise bu hak kapılarda evliyaların da yetiştiği gerçeğidir. Çünkü örneğin öyle ehli tarikat tanıdıklarımız vardır ki, ölüm döşeğinde "La ilahe illallah Muhammedun Resulallah" diyerek bu dünyadan göçüp gitmişlerdir. Bu ancak Allahu Tealanın sevdiği kullarına nasip olur..

 

Dış mihrakların maşalarından pkk liderlerinden Murat Karayılan'ın yazdığı bir kitapta Nakşibendi tarikatına hakaret vari konuşup, düşmanca bir tavır takınmasını, Kürt halkına zarar veriyor diyerek hedef göstermesini ve kendilerine yakın Irak'ta sözde bir Nakşi şeyhini ziyaret ettiği söylentileri ile dezenformasyon çalışmasının yapıldığını da ayrıca not düşmek gerekir. [1] 

 

Bu konuda www.naksibenditarikati.com Web sitesinde bazı bilgiler bulabilirsiniz.

 

          Kafkaslarda Ruslara karşı büyük mücadeleler vermiş şehit Şamil Baseyev, devlet adamlarının ve komutanların bulunduğu bir topluluğa hitaben yaptığı konuşmasında "Kafkasya'da tarikatları canlandırmalıyız." şeklinde konuşarak, mücahitlerin itikadını bozan vehabi tehlikesinden de bahsediyordu.

 

Evet, örneğin Şeyh Şamil dahi Nakşibendi şeyhiydi, müridleriyle birçok Çerkez boylarını toplayarak itikadı, imanı sağlam bir ordu ile Ruslara karşı savaşarak büyük başarılar elde etmiş bir kahramandı.. Ruslar tarikat ehli Şeyh Şamil'i iyi analiz etmiş olacak ki, Kafkasya'ya tarikat karşıtı vehabi, selefi akımlarını sokarak tarikat pınarıyla beslenen iman cevherini söndürmek istemiş ve kısmen başarılı olmuştur. Şu anda çeçen mücahitler içerisinde selefi akıma kayanların sayısı çok fazladır. Çeçenistan ve Rus yanlısı cumhurbaşkanı Kadirov yönetimi ise günümüzü özetliyor.. [3]

 

İslamiyet birinci inkişafını Peygamber Efendimiz sav zamanında yaşadı ve kısa zamanda İslam dört bir yana yayıldı. İkinci inkişafı ise tarikat ehli Osmanlı zamanında yaşadı ve yine İslamiyet kıtalar aştı. Üçüncüsünü ise Anadolu’nun evlatları gerçekleştirecek inşaAllah. Çünkü mazlumlara zulümlerin çoğalması, hep Alemi İslam'ın inkişafa gelmesinin evvelini oluşturmaktaydı, bu yine böyle olacak inşaAllah. İşte kim bu davada Hakk'tan yana ise ona ne mutlu..

 

          Konumuz tarikatlar iken, Erdal Sarızeybek ve ciddi hatasından bahsetmeden geçemeyeceğim. Bir kitap çıkarmış ve içeriğine aslı astarı olmayan birçok dezene bilgiler ekleyerek sözde gerçekleri ortaya çıkarmış.. Bilerek veya bilmeyerek Nakşibendiliği çarpıtmak adına bir çok kişisel yorum ve fikirlerini kitabına, web sitesine yazmış.. Şimdi ülkemizin iç ve dışında Deaş(Işid), Şia, Selefi, Vehabi, Mezhepsiz, Pkk, Ehli sünnet dışı gruplar vs. ne kadar akım ve oluşum varsa hepsi tarikat karşıtıdır, bu açık net bilinir.. Şimdi sen dış güçlerin desteklediği bu denli ehli sünnet dışı, hain, truva atı akım ve fırkanın karşı olduğu hak tarikatlara sende karşı olacaksın ve yanı başında Osmanlı-Tarikat bağı, Anadolu gibi bir örnek var iken.. İşte Sarızeybek ve o kafadakilerin düştüğü bu durum, bu topraklara dinimize ihanet değil de nedir? Allah aşkına nedir?

 

Nakşibendi şeyhlerinden, Bitlis Güroymak(Nurşin) ilçesinde türbesi bulunan Şeyh Muhammed Diyaüddin Hazretlerinin Birinci Dünya Savaşında sofileri ile Ruslara ve Ermenilere karşı verdiği mücadeleyi, iki kardeşinin ve birçok müridinin bu savaşlarda şehit düştüğünü, Hazret'in sağ kolunun bir bomba parçasının isabeti ile kopmasını okumadan ve dahi nice tarikat ehli şeyh ve müridanın nice savaşlarda kahramanlıklarını görmezden gelmek yine söylüyorum bu topraklara ve dinimize ihanet değil de nedir? 

 

Arkadaşlar güya Atatürkçü, ama bakın Atatürk'ün Nakşibendi şeyhi olan Şeyh Muhammed Diyaüddin Hazretlerine yazdığı mektubu Nutuk'ta okumadan mahrum bir kişinin tarikat hakkında söylediklerinin ve yazdıklarının tanımı "dezenformasyon çalışmasından" ibarettir. Her dezenformasyonda ihanet hareketidir.. Tarikatları hak ve hak olmayan olarak ikiye ayırmazsanız birçok vebal ve günahı yüklenmiş olursunuz. [4]

Araştırmacı yazar Mümin Munis bir televizyon programında şunları söylüyordu; Türkistan bölgesinde üniversite okurken, zamanında Rus'ların tuttuğu raporları okuduğunda özetle şöyle bilgilere rastlar. Ruslar Halkın bütünleştirici ve gücünü aldığı kaynağı tasavvuf olarak gördüklerini, özellikle Nakşibendi müritlerinin ateşli vaazlar ile halkı teşvik ettiğini ve ne acayiptirki"Tasavvufun en güçlü silahı zikirdir." notunu düştüklerinide hayretle okuduğunu aktarıyordu. 

Ruslar dahi zikiri en güçlü silah olarak anlamışlarda, içimizde ki Rus zihniyetliler ...

Ülkemizin en genç profesörü olma unvanını taşıyan bir bilim adamı Prof. Oktay Sinanoğlu dahi bir röportajında şunları söylüyordu:

"Tasavvuf kültürü gençlere özellikle aşılanmalıdır.

Tasavvufun hakikisini muhakkak canlandırmak lazımdır. Hangi tarikat olursa olsun. Tasavvufu canlandırmadıkça Türkler tarihten silinir. Çünkü Türkleri var eden, dünyaya hâkim kılan tasavvuf düşüncesidir.

Orta Asya’nın Müslüman oluşunu Hoca Ahmed Yesevi’ye borçluyuz. Yunus Emre’ler, Hacı Bektaş-ı Veli’ler, Hacı Bayram Veli’ler ya Ahmed Yesevi’nin talebeleri ya onların talebe silsilesindendirler.

Bunlarla Anadolu Türkleşmiştir. Tasavvuf olmazsa Türkleri birbirine bağlayan ortak bir değerde kalmaz. Herhangi bir yerde on tane Türk ‘ü bir araya getir. Maalesef aynı millet gibi değildirler.

Çeçenleri bu konuda örnek olarak verebiliriz. Onları bağlayan tasavvuf ile birinci savaşı kazandılar. Ancak sonradan mahsus onlara Vahhabilik bulaştırılarak aralarına nifak sokuldu ve ikinci çeçen savaşını kaybettiler."


Kaynak ve yazının devamı için: http://www.anti-siyonizm.com/index.asp?page=oku&id=910

Bu haber 16723 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

Şİİ İRAN VE SAPKIN YÖNÜ! www.irangercegi.com

"ŞİİLER, EHLİ SÜNNET'İ KÜFÜRLE İTHAM ETMELERİ VE SAHİH HADİSLERİ REDDETMELERİ SEBEBİYLE HER İKİ YÖNDEN KÜFRE DÜŞMÜŞLERDİR." (İMAM-I GAZALİ Rah.)



ERDAL SARIZEYBEK

  • Bu kategoriye henüz haber eklenmedi.

(c) 2014 - 2016 Bu web sitemizle biz kesinlikle bir inanca ve kişilere saldırı yapmıyoruz. Bu tamamen inandığımız değerlere, inanca saldıran bir zihniyeti deşifre ve bilgilendirme amacıyla, kaynak ve yorumlara dayalı özgür ifadenin savunulduğu bir web sitesidir. Olmamasını düşündüğünüz sayfa ve nedenlerini bize göndermeniz halinde, değerlendirip gerekli işlemi yapacağımızıda buradan bildiririz. Kaynak göstermek şartıyla alıntılar yapılabilinir! Reddiyeler.com - Ehli sünnet itikadı üzerine yazılan faydalı yazılar..
RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Alt Yapı: MyDesign - Dizayn ve Hosting: Ri-Mer Bilişim