ANASAYFA SİTEDE ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE İLETİŞİM

BİLGİLENDİRME:

Elbette altta ki isimlerin hepsini bir tutmuyoruz. Reddiye ve tenkit edilenleri bir kategori altında topladığımız için böyle uygun gördük.

HABER ARA


Gelişmiş Arama

GALERİ

EN ÇOK OKUNANLAR

irangercegi.com

SİTEMİZE ZİYARETLER!

Aktif Ziyaretçi: 0

Toplam Tekil: 461536526
Toplam Çoğul: 699762616
DİYANET'İN

DİYANET'İN "KUTLU DOĞUM HAFTASI" YANILGISI

Tarih 05 Haziran 2017, 02:50 Editör Yönetici

DİYANET'İN "KUTLU DOĞUM HAFTASI" YANILGISI


Her şeyden önce, kainatı ve onun içerisindeki tüm varlıkların yanında zamanı, gece ve gündüzü de yaratan Allah Teala’dır. Bu bakımdan zamanı düzenleyen de odur. Bu konuda Kuranı Kerim’de şöyle buyrulmuştur:

“Doğrusu, Allah katında ayların sayısı oniki aydır. Gökleri ve yeri yarattığı günkü Allah yazısında (böyle yazılmıştır). Bunlardan dördü haram aylardır. Bu da doğru olan dinin hükmüdür. Bu sebeple bunlar hakkında nefislerinize haksızlık yapmayınız. Müşrikler size karşı topyekün savaştıkları gibi siz de onlara karşı topyekün savaş açın. Ve iyi bilin ki, Allah müttakilerle beraberdir.” (Tevbe, 9/36).

Bu ayeti kerimede Allah Teâlâ, kendisi katında ayların sayının 12 olduğunu, bunlardan dördünün haram aylar olduğu ve bu aylarda haksızlığın/savaşın haram kılındığı, haram ay olmasına rağmen müşriklerin müminlere saldırması durumunda ise, haram ay diyerek Müslümanların eli kolu bağlı oturmayıp onların savaşına karşılık vermelerinin gerekli olduğu ve bunların dini birer hüküm olduğunu haber vermektedir. Haksızlık ve zulüm bütün aylarda zaten haramdır ama, bu aylarda işlenen haramın günahı, daha fazla olacaktır. Hadisi şeriflerde bildirildiğine göre haram aylar; Recep, Muharrem, Zilkade ve Zilhicce’dir. (Buharî, Bed’ül’-Halk, 2; Tefsîru Sure 8, 9; Meğâzi, 77; Edâhî, 5; Tevhîd, 24; Müslim, Kasame, 29; Ebû Dâvud, Menâsik, 67; Ahmed, V/37,73).

Zamanın aya göre belirlendiğini Allah Teâlâ şu ayeti kerimelerde daha açık bir şekilde haber vermektedir.

“Sana, hilâl şeklinde yeni doğan ayları sorarlar. De ki: Onlar, insanlar ve özellikle hac için vakit ölçüleridir...” (Bakara, 189).

“Güneşi ışıklı, ayı da parlak kılan, yılların sayısını ve hesabı bilmeniz için ona (aya) birtakım menziller takdir eden O'dur. Allah bunları, ancak bir gerçeğe (ve hikmete) binaen yaratmıştır. O, bilen bir kavme âyetlerini açıklamaktadır.” (Yunus, 5, Bkz. İsrâ, 12).

Görüldüğü gibi ayeti kerimelerde, Allah katında zaman hesabının ve ibadetlerin kameri aya göre yapılacağı açıkça belirtilmiştir. Bu bakımdan İslam alimleri zamanın, Allah’ın koyduğu ölçü olan kameri sisteme göre belirlenmesinin vacip olduğunu söylemişlerdir (Kurtubi, el-Cami’, VI/136-138 (Diğer baskıda: VIII/116); Sâyis, Tefsiru Âyâti’l-Ahkâm, III/27).

Buna göre, kameri sistem dışındaki bir takvime göre, mübarek gün ve gecelerin belirlenmesi caiz görülmemiştir. Mübarek gün ve gecelerin bereketi Allah Teâla’nın belirlediği zamandadır. O zaman dilimi dışında o bereket elde edilemez. Allah Teala, belli gün ve gecelerde, diğer vakitlere nispetle daha fazla bir değer takdir etmiş, bu zamanlarda yapılan ibadetlere de daha fazla sevap vadetmiştir. Bu durum, tabir caizse, kullara verilen joker bir imkandır. Düşünün ki bir kadir gecesi ihya edildiğinde, bin ay, yani 83 yıllık ihya sevabı veriliyor. Bir kimse, kendi kafasında göre, ben bu geceyi başka bir ayda veya gecede ihya edeyim de aynı sevabı alayım diyemez. Zira Canabı Hakk, o gecenin sevabını sadece Ramazan ayı içerisinde gizlediği kadir gecesine takdir buyurmuştur.

Kameri/hicri yıl sistemi, ayın döngüsüne göre hesaplandığı için, güneş döngüsüne bağlı şemsi/miladi takvimden yaklaşık 10 gün kısadır.  Bu özellik, yıllar geçtikçe ayların farklı mevsimlere rast gelmesine vesile olmaktadır. Bu da Canâb ı Hakk’ın adaletinin bir yansımasıdır. Bu sistemle bir Müslüman ömrü olursa senenin tüm mevsimlerinde Ramazan orucunu tutmak durumunda kalmaktadır. Böylece Allah’ın ömür bahşettiği herkes, senenin yazında kışında da oruç tutmuş olur.

Kutlu doğuma gelince: Zamanı belirlenmesi, Allah’ın koyduğu ölçü olan kameri aya göre olduğuna göre, bütün dini gün ve ibadetlerin zamanı da kameri aya göre tayin edilmek zorundadır. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın uygulamasında, bütün mübarek gün ve geceler, kameri sisteme göre uygulandığı halde Mevlid Kandili’nin kutlu doğum adı altında Nisan ayına sabitlenmesi, kendi içinde bir tutarsızlık olduğu gibi, yukardaki ayeti kerimeye ve İslam alimlerimizin bu ayetten çıkardıkları hükme de aykırılık teşkil etmektedir. Diyanetin kutlu doğum uygulamasında olduğu gibi, mübarek gün ve gecelerden birisinin, miladi bir aya sabitlenmesi, başta hac ve Ramazan ayı ibadetleri olmak üzere, ilerde diğer mübarek gün ve gecelerin de miladi aya göre sabitlenmesi tehlikesini doğurabilir.

Nitekim 2011 yılında, gerek izdihamı önlemek ve gerekse güya sıra bekleyenlere hac imkanı sağlamak maksadıyla senenin çeşitli mevsimlerinde hac yapılabilmesi için Diyanet’e kapsamlı ve ciddi bir proje sunulmuştur. İş bu proje, ilgili Devlet Bakanı Faruk Çelik’in imzasıyla, değerlendirilmek üzere Diyanet’e gönderilmiş, DİB Başkanlık makamı da bu projeyi karara bağlamak üzere Din İşleri Yüksek Kurulu’na göndermiştir. Başkanlık Makamı tarafından bu projenin değerlendirmesi talebiyle Din İşleri Yüksek Kurulu’na havale edilmesi altında yatan gerçeğin, Kurul tarafından uygun görüş hazırlanması beklentisi veya talebi olabilir. 2006 yılında baş örtüsünün bağlayıcı dini emir olmadığı yönünde bir karara zorlanan bir Kurul’a, bu dayatmanın yapılması da yadırganmaz. DİYK Uzmanı/Raportörü iken iyi niyetli bir Kurul Üyesi tarafından incelenmek üzere Fakir’e tevdi edilen bu proje, hazırladığım kapsamlı ve etkili bir rapor neticesinde reddedilmek durumunda kalmıştır. (Proje, rapor ve evrak akışı elimizdedir, olayın gizliliği de yoktur).

Kutlu doğumun nisan ayına sabitlenmesinin altında yatan gerçeğin, Papa’nın veya Fetö’nün doğduğu aya rastladığı iddiaları da ayrı bir durumdur. Nisan ayı uygulamasıyla bu iddiaların alakası yok dense de, bu tevafukun sebebi de elbette dikkat çekmektedir. “Neden mayıs ayı değil de, kasım ayı değil de, Nisan?”. Kutlu doğumun Nisan’a alınmasını teklif eden, zamanın TDV Yayın Kurulu Üyesi bir zatın en son Fetöcülükten tutuklanmış olması da, bu husustaki şüpheleri artırmaktadır.

Öte yandan, “biz Kutlu doğumu Nisan’da icra ediyoruz ama, Mevlid kandilini de ihmal etmiyoruz, onu da kutluyoruz” demek, basit bir savunma mekanizması olarak değerlendirilir. Aylar öncesinden hazırlık yapılan vebir ay boyu devam eden görkemli ve biraz da israf kokan “Kutlu Doğum” kutlamalarına gösterilen itina karşısında, mevlid kandilini gecenin bir zaman diliminde bir camiden yapılan basit ve alalade bir “mevlid programı” yayınıyla geçiştirilmesi, bu savunmanın dayanağı olamaz. Öte yandan, “asl”ın yerine fer’i ön plana çıkarıp onu teşri ve teşyi etmek, “asl”ın kıymetini düşürür. Bu bir nevi, düğünde evlenen gelin hanımın yanında evin küçük kızına gelinlik giydirmeye benzer. Küçük kız çocuğu açısından bu durum belki bir sevinç kaynağıdır ama, gerçekte basit bir tiyatrodan ibarettir. 

Öte yandan cahiliye Araplarının, işlerine gelmediği yerde, haram aylarının yerlerini değiştirmeleri veya sabitlemelerinin, Kuranı Kerimde “nesî” olarak adlandırılışı ve bunun küfürde ziyadelik olarak nitelendirilmesi de oldukça anlamlıdır. (Tevbe, 37. Bkz. Maide, 2).

(Konu ile ilgili olarak ayrıca bkz. Beyzavi, Evvâru’t-Tenzîl, I/321,322; Âlûsî, Rûhu’l-Meânî, II/107,108; Cessâs, Ahkâmu’l-Kur’ân, I/321, 322; İbnü’l-Arabî, Ahkâmü’l-Kur’ân, ı/98,99; Kurtubi, el-Cami’, VI/39, VIII/72, 132; Razî, Tefsiru’l-Kebir, VI/33; Nevevi, Minhac, şerhu Sahihi Müslim, XI/167; Ayni, Umdetü’l-Kâri, XV/113; İbn Hişam, Siret, I/136; Elmalı, IV/2522).

 

25.04.2017

Dr. Ahmet GELİŞGEN

 

Bu haber 4308 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit




DR. AHMET GELİŞGEN

MİSYONER MESAJLARINA DİKKAT!.

MİSYONER MESAJLARINA DİKKAT!. MİSYONER MESAJLARINA DİKKAT!.

Ahmet Gelişgen Hoca Diyanet'e Geri Dönüşü - Takdiri İlahi

Ahmet Gelişgen Hoca Diyanet'e Geri Dönüşü - Takdiri İlahi Gelişgen hoca kendisine birçok haksızlıkların yapıldığı kuruma geri döndü..

(c) 2014 - 2016 Bu web sitemizle biz kesinlikle bir inanca ve kişilere saldırı yapmıyoruz. Bu tamamen inandığımız değerlere, inanca saldıran bir zihniyeti deşifre ve bilgilendirme amacıyla, kaynak ve yorumlara dayalı özgür ifadenin savunulduğu bir web sitesidir. Olmamasını düşündüğünüz sayfa ve nedenlerini bize göndermeniz halinde, değerlendirip gerekli işlemi yapacağımızıda buradan bildiririz. Kaynak göstermek şartıyla alıntılar yapılabilinir! Reddiyeler.com - Ehli sünnet itikadı üzerine yazılan faydalı yazılar..
RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Alt Yapı: MyDesign - Dizayn ve Hosting: Ri-Mer Bilişim